Adıyaman

Yerleşimin eski adı Hısnımansûr (Mansur’un kalesi) olup, Cumhuriyet döneminde bugünkü adını almıştır. Adının 7. yüzyılda buraya gelen Emevî kumandanlarından Mansûr bin Ca’vene’den geldiği düşünülmektedir. Başka bir rivayete göre bu isim Abbâsî Halifesi Mansur’un adından gelmektedi

Uzun yıllar boyunca Hısnımansûr adıyla anılan şehrin içinde olduğu bölgede yerleşimin tarihi oldukça eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Bölgede tarih boyunca bir çok uygarlık ve Bizan hakimiyeti görülmüştür. 7. yüzyıldan itibaren İslâm akınları bölgede görülmeye başlamış ve 670 yılında yerleşiminde içerisinde olduğu bölge Emevî hakimiyetine geçmiştir. Emevî kumandanlarından Mansûr bin Ca’vene tarafından bugünkü kale inşa ettirildi. 758’de Abbâsî egemenliğine geçen Hısnımansûr, 926-958 yılları arasındaki Hamdaniler döneminden sonra yeniden Bizans hakimiyetine geçti. 11. yüzyılda Türk akınlarına uğrayan yerleşim, ilk defa 1066’da Selçuklu kumandanı Gümüştekin tarafından alındı. Artuklu, Eyyûbî ve Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu, Dulkadiroğulları ve Memlüklü hakimiyetinden sonra 1515 yılında Osmanlı egemenliğine geçti.

Osmanlı idaresinde 1519’da Maraş eyaletine bağlı sancak olan yerleşim, 1531 yılında Elbistan sancağına bağlı bir kaza haline getirildi. 1519 yılında yerleşimin ilk tahririnde 1000 civarında Müslüman nüfusun yanında yerleşimde 400 civarında da Gayrimüslim nüfus bulunmaktaydı. Hısnımansûr, 1563’te yeniden Maraş’a bağlandı ve uzunca yıllar bu konumda kaldı. Tanzimattan sonraki düzenlemede 1841’de kaza olan yerleşim, 1849’da Diyarbekir vilayetine bağlı bir sancak durumuna getirildi. 1859’da Malatya sancağına, 1883’te de Mamuret-ül-Aziz Vilayetine bağlandı. Cumhuriyet döneminde Hısnımansûr, 1923’ten 1954 yılına kadar Malatya’nın ilçesi olarak kaldı. 22 Haziran 1954’te Adıyaman ilinin kurulmasıyla merkez ilçe oldu.

Atatürk Barajı’nın büyük bir kısmı Adıyaman ili sınırları içerisinde yer alır.

İl nüfusu Türkiye İstatistik Kurumu 2018 verilerine göre 624.513’tür. Bu nüfusun %72,9’u şehirlerde yaşamaktadır. İl sınırları içerisinde 1 üniversite bulunmaktadır; Adıyaman Üniversitesi. İlin yüzölçümü 7337 m²’dir. İlde km²’ye 85 kişi düşmektedir. (Bu sayı merkez ilçede 168’dir.) İl merkezinin denizden yüksekliği: 701 m.’dir.

2018 yılında TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 9 İlçe, 23 belediye, bu belediyelerde 174 mahalle ve ayrıca 452 köyü vardır.

Adıyaman ilinin büyük bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi içerisinde yer almaktadır. Kuzeyde bulunan Çelikhan ile Gerger ilçelerinin bir kısmı Doğu Anadolu Bölgesinde, batıda bulunan Gölbaşı ile Besni ilçesinin bir kısmı da Akdeniz Bölgesi içerisinde yer almaktadır. İlin büyüklüğü 7.644 km² dir.

Adıyaman şehrinin merkez olduğu Adıyaman ili; kuzeyde Malatya, kuzeydoğuda Diyarbakır, doğu ve güneyde Şanlıurfa, güneybatıda Gaziantep ve batıda Kahramanmaraş illeri ile komşudur. İldeki belli başlı dağlar; Akdağ (2551 m), Dibek (2549 m), Tucak-Ulubaba (2530 m), Gördük (2206 m), Nemrut (2150 m), Bozdağ (1200 m) ve Karadağ (1115 m)’dır. İlin kuzeyinde, Toroslar’ın uzantısı olan Malatya dağları yer almaktadır. Güneye doğru yükseklikler azalmakta ve ovalık alanlar görülür. Çelikhan, Tut ve Gerger ilçelerinin tamamına yakını dağlıktır. Merkez, Besni ve Kahta ilçelerinin kuzey kesimleri dağlık, güney kesimleri ova şeklindedir. Samsat ilçesi ise ilin en düşük arazilerine sahiptir. İlin önemli ovaları; Kahta, Çakırhöyük (Keysun), İnekli ve Pınarbaşı ovalarıdır.

Akarsular

İlin en önemli akarsuyu Fırat Nehri’dir. Şanlıurfa ve Diyarbakır ile sınır oluşturan nehrin il içerisindeki uzunluğu 180 km’ dir. Diğer başlıca akarsular; Göksu Çayı, Besni Akdere Çayı, Sofraz Çayı, Kahta Çayı, Ziyaret Çayı, Keysun Çayı, Çakal Çayı, Birimşe Çayı, Eğriçay ve Halya Deresidir.

Samsat

Kuruluş tarihi çok eskilere dayanan Samsat’a Sümerler zamanında “Semizata” dendiği rivayet edilmektedir. Mısırların ise yine Samsat’a “Şamşuata” (?) veya “Şemşiata” (?) dediği rivayet edilmektedir. Ancak kentin adını Kommagene krallarından I. Antiochos Epiphanes’in dedesi olan Kral Samos’tan almış olduğu düşünülmektedir. Bu ismin manasının ne olduğu bilinmemekle birlikte antik çağlardan itibaren Samsat ismi muhtemelen Kral Samos’tan dolayı “Samasota”, “Samusat”, “Şimsat” “Simisat” adıyla adlandırılmıştır . Samsat adının Süryanice ve İbranice isminin “Simsat” (Şimsat) olduğu ve bu ismin “Güneş” “Güneş Diyarı” manalarına geldiği söylenmekle birlikte bunun yanlış olduğu kanatindeyiz. Çünkü ortaçağın ilk dönemlerinde IV. asrın başlarında Ermeniler Hıristiyanlığı kabul etmeden önce ateşperest idiler. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde bu eski dinlerini muhafaza etmiş olan Ermenilere “Arevebaşt” (yani güneşe tapınan) veya “Arevorti” (güneşin oğlu) deniliyordu. Bunların XIV. Asıra kadar yoğun olarak yaşadıkları en önemli merkez Samsat’tı. Bu yüzden güneş diyarı değil de güneşe tapanların memleketi olarak bilinmelidir. İslam fetihleriyle birlikte “Samosata” ismi Arap şivesine uydurularak artık “Sümeysat” olarak adlandırılacaktır. Osmanlıların son dönemlerinden itibaren günümüze kadar olan dönemde ise “Sümeysat” adı değişerek günümüzdeki kullanılan “Samsat” halini almıştır.

Kâhta

Bilge Umar bu ismin Süryanice’den geldiğini belirtmektedir. Bu yörede bir zamanlar önemli miktarda Süryani yaşamış olduğundan onun bu düşüncesini paylaşmaktayız. Süryani Mihael’de bu isim “Gaktai” olarak geçmektedir. Abu’l Faraç’ta ise Kâhta ismi “Kahti” olarak geçmektedir. Honigman ise bu isimlerden başka “Kjakta” kelimesini eserindeki haritada göstermiştir. Ermeniler bu yeri “Gakhta” olarak Arap tarihçileri ise “Kâhta” olarak adlandırmışlardır. Kürtçe Gexte denildiği gibi ayrıca Kolik de denmektedir. John Freely ise kentin Kâhta’nın ismini almadan önce MÖ 3. yüzyılın ortalarında Kommagene Kralı Arsemes tarafından kente verilen “Arsemia” isminden başka bu şehir içinde “Nymhaeum Kenti” olduğunu dolayısı ile böyle bir isminin de olduğunu söylemektedir. Bu isim şehrin yanından geçen Nymphaios (Kâhta) Çayı’n dan gelmiş olmalıdır. Nympha Yunan Mitolojisinde su ve orman perilerine verilen isimdi. O halde bu kentin ismi “su perisi kenti” veya “orman perisi” kenti olmalıdır.

Gerger

Gerger ilçesi ve Gerger kalesi çok eski olmakla birlikte, kale birlikte büyük ihtimalle kommagene döneminde yapılmış veya tamir görmüştür. Çünkü kalenin duvarlarında bu dönemden kalma bir yazıt vardır. Gerger ismi büyük olasılıkla Ermenice “büyük taş yapı veya heykel” anlamına gelen Gargar sözcüğünden gelmiştir. Bir başka rivayete göre Gerger adının kaynağı Kerkük’den Adıyaman’a iskan edilmis bir Karakeçili Türkmen aşiretidir. Gergerler dünya çapında yayılmış eski bir sülaledir. Gerger soyadı bazılarına göre Kerkük’de bulundukları bölgenin adidir. Urfa’ya yerleşmiş aşiret mensuplarının soyadları Gerger, Gergerli ya da Gergerlioğlu olmakla beraber bu adın kaynağının Kerkük’teki Gerger mi, yoksa bugünkü Gerger ilçesi mi olduğu açık değildir.

Besni

İlçenin adı antik çağda “Ostacuscum” du ve bu kent Kommagene krallığının beş önemli kentinden biri idi. Besni, Abu’l Farac’da “Bet Hesne”, Süryani Mihael’de ise “Beit Hesna” olarak ismlendirilmiştir. Her iki şekil de Süryanice olup “Hesna yurdu” anlamındadır. Kentin adı Urfalı Mateos’ta “Behesni”, İslami kaynaklarda ise “Bihisni” olarak geçmektedir. Honigmann “Bahasna” şeklinde kaydetmiştir.

Çakırhöyük (Keysun)

Çakırhöyük ismi Keysun isminin sonradan cumhuriyet döneminde değiştirilen şeklidir. Ama tarih boyunca bu yer “Kişum”, “Kaysum”, ”Cesum”, “Kaeasun”, “Kesun”, “Keasun” olarak adlandırılmıştır . Süryani Mihael ve Mateos’da “Keysun”, “Kaysun” Grigor’un Urfalı Mateos’un zeylinde ise “Gison” olarak geçer ve “Güzel” manasında olduğu açıklanmaktadır. Keysun ismi tarihçiler tarafından genellikle Maraş-Göksun ile karıştırılmaktadır. Süryanice “Kayşum”, Arapça “Kaysum”, Rumca “Kaesoun”, veya “Kessounion”’dur. Burası antep ile Besni arasındadır.

Gölbaşı

Bugünkü İnekli köyünün eski ismi ve bir zamanlar önemli bir ilk çağ kenti olan “Adata” idi . Honigmann’da “al-Hadas”, “Hadata”, olarak vermişti

You cannot copy content of this page